UNESCO Dünya Mirası Komitesi, 2026 yılında altı Dünya Mirası alanını Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’ne ekledi. Güney Sudan’dan Lübnan’a, Filistin’den Surinam ve Ukrayna’ya uzanan yeni kayıtlarla birlikte tehlike listesindeki alanların sayısı 58’e yükseldi.
Yeni eklenen alanların üçü aynı yıl Dünya Mirası statüsü kazanırken doğrudan Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’ne de dahil edildi. Diğer üç alan ise daha önce Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyordu ancak koruma durumlarının kötüleşmesi nedeniyle 2026’da tehlike listesine alındı.
Komite aynı oturumda olumlu bir karar da aldı. Avusturya’daki Viyana Tarihi Merkezi, koruma ve planlama alanında kaydedilen ilerlemelerin ardından Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’nden çıkarıldı.
2026’da Tehlike Listesi’ne Eklenen 6 Dünya Mirası Alanı
- Güney Sudan: Boma-Badingilo Göç Peyzajı
- Filistin: Sebastia
- Lübnan: Cebel Amel Kaleleri
- Lübnan: Sur Antik Kenti
- Surinam: Paramaribo Tarihi İç Kenti
- Ukrayna: Tauric Chersonese Antik Kenti ve Chorası
Bu altı alanın tehlike listesine alınma nedenleri birbirinden farklı. Bazılarında silahlı çatışma ve güvenlik sorunları öne çıkarken bazılarında kontrolsüz yapılaşma, fiziksel bozulma, yönetim yetersizlikleri veya alanın özgünlüğünü ve bütünlüğünü etkileyebilecek müdahaleler belirleyici oldu.
Boma-Badingilo Göç Peyzajı
Güney Sudan’daki Boma-Badingilo Göç Peyzajı, 2026 yılında hem Dünya Mirası Listesi’ne hem de Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’ne kaydedildi.
Boma ve Badingilo milli parklarıyla çevredeki savan ve taşkın ovalarını kapsayan alan, dünyanın en büyük kara memelisi göçlerinden birine ev sahipliği yapıyor. UNESCO verilerine göre yaklaşık altı milyon beyaz kulaklı kob, tiang ve Mongalla ceylanı geniş peyzaj boyunca mevsimsel olarak hareket ediyor.
Alan aynı zamanda fil, aslan, leopar, Afrika yaban köpeği ve çita gibi çok sayıda büyük memeli türü açısından da önemli. Güney Sudan’ın ilk Dünya Mirası olan Boma-Badingilo, koruma koşullarındaki kırılganlık nedeniyle daha listeye girdiği yıl uluslararası koruma mekanizmasının en yüksek alarm seviyelerinden birine dahil edildi.
Sebastia
Filistin’de bulunan Sebastia da 2026’da Dünya Mirası statüsü kazanırken aynı yıl Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’ne alındı.
Batı Şeria’daki tarihi yerleşim, farklı dönemlere ait arkeolojik ve mimari katmanlarıyla bölgenin uzun yerleşim geçmişini yansıtıyor. Antik Samaria kentiyle bağlantılı kalıntılar, Roma dönemine ait yapılar ve daha sonraki dönemlere ait izler aynı alan içinde korunuyor.
Alan üzerindeki güvenlik, yönetim ve koruma koşullarının kırılganlığı, Dünya Mirası statüsüyle birlikte acil uluslararası koruma ihtiyacını da gündeme getirdi.
Cebel Amel Kaleleri
Lübnan’ın güneyindeki Cebel Amel Kaleleri de 2026’da Dünya Mirası Listesi’ne alınan ve aynı yıl tehlike listesine giren alanlardan biri oldu.
UNESCO kaydı, bölgeye yayılmış beş tarihi kaleyi kapsıyor: Beaufort, Toron, Dubieh, Maron ve Chama’ kaleleri. Bu savunma yapıları Orta Çağ’dan 19. yüzyıla kadar Haçlılar, Eyyubiler, Memlükler, Osmanlılar ve yerel yönetimler tarafından farklı dönemlerde kullanıldı.
Kalelerin askeri mimarisi, Avrupa ve Yakın Doğu savunma gelenekleri arasındaki uzun süreli etkileşimi yansıtıyor. Güney Lübnan’daki güvenlik koşulları ve kültürel miras üzerindeki fiziksel riskler, alanın korunmasını daha da önemli hale getiriyor.
Sur Antik Kenti
Lübnan’ın Akdeniz kıyısındaki tarihi Sur kenti, 1984 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor. Fenike dünyasının en güçlü liman kentlerinden biri olan Sur, 2026’da Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’ne eklendi.
Kentte Fenike geçmişinin yanı sıra Roma ve Orta Çağ dönemlerine ait önemli arkeolojik kalıntılar bulunuyor. Roma hamamları, sütunlu yollar, nekropol, su kemeri ve büyük hipodrom alanın en önemli kalıntıları arasında yer alıyor.
UNESCO uzun süredir Sur’un bütünlüğü üzerinde kentleşme baskısı, yapılaşma ve yetersiz koruma koşulları gibi risklere dikkat çekiyor. Bölgedeki son güvenlik sorunları da arkeolojik mirasın korunmasını daha hassas hale getirdi.
Paramaribo Tarihi İç Kenti
Surinam’ın başkenti Paramaribo’nun tarihi merkezi, 2002 yılında Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştı. UNESCO Dünya Mirası Komitesi, 2026’da alanın özgünlüğü ve bütünlüğü üzerinde artan yapılaşma baskıları nedeniyle kenti tehlike listesine ekledi.
Komite özellikle tarihi kent dokusu içinde veya yakınında gerçekleştirilen büyük ölçekli yeni yapı projelerine dikkat çekti. Yeni Ulusal Meclis binası ile Yogh otopark yapısının gerekli miras etki değerlendirmeleri tamamlanmadan ilerlemesi UNESCO tarafından ciddi bir sorun olarak değerlendirildi.
UNESCO kararında bu yapıların tarihi kent peyzajını olumsuz etkilediğini, alanın tarihsel özgünlüğü ve bütünlüğünde önemli kayba yol açtığını belirtti. Paramaribo’daki ahşap tarihi yapılarda tekrarlanan yangınlar da koruma riskleri arasında bulunuyor.
Tauric Chersonese Antik Kenti ve Chorası
Karadeniz kıyısındaki Tauric Chersonese Antik Kenti ve Chorası, 2013 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilmişti. Alan 2026’da Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi.
MÖ 5. yüzyılda Dor Yunanları tarafından kurulan antik kent, kent merkeziyle çevresindeki tarımsal toprak sistemini birlikte koruyan sıra dışı bir kültürel peyzaj oluşturuyor.
Alan, Yunan, Roma ve Doğu Roma dönemleri boyunca Karadeniz ticaret ağlarının önemli merkezlerinden biri olarak varlığını sürdürdü. Antik kent kalıntılarıyla birlikte yüzlerce tarımsal parselden oluşan chora sistemi, antik dünyadaki arazi organizasyonunun en dikkat çekici örneklerinden biri kabul ediliyor.
Devam eden savaş koşulları, alanın yönetimi ve korunmasını etkileyen müdahaleler ile arkeolojik peyzaj üzerindeki riskler, Dünya Mirası değerlerinin sürdürülebilir biçimde korunmasına ilişkin kaygıları artırdı.
Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi Ne Anlama Geliyor?
Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi, Dünya Mirası statüsünün iptal edildiği anlamına gelmiyor. Aksine UNESCO’nun ciddi ve belirgin tehditlerle karşı karşıya kalan alanlara uluslararası dikkat çekmek için kullandığı özel bir koruma mekanizması.
Silahlı çatışmalar, doğal afetler, kontrolsüz kentleşme, büyük altyapı projeleri, iklim değişikliği, kaçak avcılık, turizm baskısı veya yetersiz koruma uygulamaları bir Dünya Mirası alanının bu listeye alınmasına neden olabiliyor.
Bir alan tehlike listesine girdiğinde UNESCO, ilgili ülke ve danışma kuruluşlarıyla birlikte tehditlerin azaltılmasına yönelik düzeltici önlemler ve hedefler belirleyebiliyor. Gerekli iyileşmeler sağlandığında alan daha sonra listeden çıkarılabiliyor.
Viyana Tarihi Merkezi Tehlike Listesi’nden Çıkarıldı
2026 kararlarının olumlu gelişmelerinden biri Avusturya’daki Viyana Tarihi Merkezi ile ilgili oldu. Alan, 2017’den beri Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyordu.
UNESCO’nun temel kaygılarından biri, tarihi kent merkezinin yakınındaki yüksek katlı yapılaşma ve özellikle Heumarkt projesinin Viyana’nın tarihi siluetine olası etkileriydi.
Projenin yüksekliğinin azaltılması, planlama ve koruma mekanizmalarında gerçekleştirilen değişiklikler ve miras değerlerinin korunmasına yönelik ek önlemler, Komitenin 2026’da alanın tehlike listesinden çıkarılmasına karar vermesini sağladı.
Listeden çıkarılmak, alanın artık hiçbir koruma sorunu bulunmadığı anlamına gelmiyor. Viyana’nın Dünya Mirası statüsü devam ederken gelecekteki yapılaşma ve planlama kararlarının tarihi kent dokusuyla uyumlu biçimde yürütülmesi bekleniyor.
Tehlike Listesinde 58 Dünya Mirası Alanı Bulunuyor
2026 değişikliklerinin ardından UNESCO’nun Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’nde toplam 58 alan bulunuyor. Liste; Afganistan, Irak, Suriye, Yemen ve Ukrayna’daki kültürel miraslardan Afrika’daki milli park ve doğal rezervlere kadar çok farklı türde miras alanlarını kapsıyor.
Bu alanların önemli bir bölümü uzun yıllardır savaş, siyasi istikrarsızlık, çevresel bozulma veya yönetim sorunlarıyla mücadele ediyor. Bazıları ise alınan koruma önlemleri sayesinde zaman içinde tehlike listesinden çıkarılabiliyor.
2026’da altı yeni alanın listeye eklenmesi ve Viyana’nın listeden çıkarılması, Dünya Mirası statüsünün yalnızca bir tanınırlık unvanı değil, alanların korunma durumunun sürekli izlendiği aktif bir uluslararası sistem olduğunu bir kez daha gösterdi.


Bir yanıt yazın