İskoçya’daki Stirling Kalesi’nde yaklaşık 700 yıl önce yaşamış genç bir erkeğe ait iskelet üzerinde yapılan yeni incelemeler, Orta Çağ kuşatma silahlarının bir insan üzerinde yaratabileceği yıkıcı etkiyi ortaya koydu. Araştırmacılar “Skeleton 150” olarak adlandırılan iskelette 160’tan fazla kırık tespit etti.
Kırıkların dağılımı ve biçimi, adamın ölüm sırasında son derece yüksek enerjili tek bir darbeye maruz kaldığını gösteriyor. Araştırma ekibine göre en olası açıklama, 1304’teki Stirling Kalesi kuşatmasında kullanılan trebuchet tipi büyük bir mancınıktan fırlatılan taşın adama çarpması.
Eğer araştırmacıların değerlendirmesi doğrulanırsa Skeleton 150, trebuchet saldırısının insan üzerinde oluşturduğu travmanın arkeolojik kayıtlarda belirlenen ilk örneği olabilir.
İskelette 160’tan Fazla Kırık Bulundu
Skeleton 150 üzerinde gerçekleştirilen ayrıntılı incelemede toplam 167 kırık belirlendi. Bunların 61’i kafatasında, 57’si ise kaburgalarda tespit edildi. Omurga, kollar ve sağ omuzda da ciddi kırıklar bulunuyor.
Hasarın büyük bölümünün vücudun üst kısmında yoğunlaşması, araştırmacıların darbenin yönünü ve şiddetini değerlendirmesine imkan sağladı. Özellikle kafatasının arka bölümüyle sağ omuz çevresindeki yoğun parçalanma, çok yüksek hızla gelen büyük bir cismin etkisine işaret ediyor.
Kaburgalarda görülen sıra dışı zikzak biçimli kırıklar da araştırmanın önemli ipuçlarından biri oldu. Benzer kırık modellerinin modern adli vakalarda yüksek hızlı trafik kazalarında görüldüğü biliniyor.
İlk Başta Kırıkların Ölümden Sonra Oluştuğu Sanılıyordu
İskelet, 1997 yılında Stirling Kalesi’nde gerçekleştirilen kazılar sırasında kraliyet şapelinin altında bulunan Orta Çağ gömüleri arasında ortaya çıkarıldı.
İlk değerlendirmelerde kemiklerdeki yoğun parçalanmanın gömü sonrasında meydana gelmiş olabileceği düşünülüyordu. Aradan geçen yıllarda gelişen inceleme yöntemleri ise kırıkların büyük bölümünün adamın ölüm anında veya hemen çevresinde oluştuğunu göstermeye başladı.
Araştırmacılar kemikleri radyografi, mikroskopi, mikro-CT ve üç boyutlu tarama gibi yöntemlerle yeniden inceledi. Sonuçlar, hasarın toprağın baskısı veya mezarın daha sonra zarar görmesiyle açıklanamayacak kadar farklı olduğunu ortaya koydu.
Tek ve Çok Güçlü Bir Darbe Aldı
Kırıkların dağılımı, adamın birbirinden ayrı çok sayıda saldırıya uğramasından ziyade tek bir yüksek hızlı darbenin etkisi altında kaldığını düşündürüyor.
Araştırmaya göre darbe büyük olasılıkla adamın arkasından geldi ve sağ omuz ile kafatasının arka bölümüne yakın geniş bir alanı etkiledi. İskeletteki yük dağılımı, adamın darbe sırasında ayakta olduğunu ve ağırlığını bacakları üzerinde taşıdığını gösteriyor.
Darbenin ardından vücudun son derece hızlı biçimde yere çarptığı, bunun da göğüs kafesi ve diğer kemiklerdeki yaygın kırıkların oluşmasına katkıda bulunduğu düşünülüyor.
Araştırmacılar Neden Trebuchet Üzerinde Duruyor?
Kemiklerdeki hasarın şiddeti, araştırmacıları Orta Çağ’da böyle bir enerjiyi oluşturabilecek silahları incelemeye yöneltti. Düşme, at tarafından ezilme veya sıradan yakın dövüş silahları, iskelet üzerindeki kırık modelini açıklamakta yetersiz kaldı.
Tarihsel kayıtlar ise aynı dönemde Stirling Kalesi’nin büyük kuşatma makineleriyle yoğun biçimde bombalandığını gösteriyor. İngiltere Kralı I. Edward’ın ordusu 1304 kuşatması sırasında kaleye karşı birden fazla trebuchet kullanmıştı.
Trebuchet, ağır bir karşı ağırlığın oluşturduğu enerjiyi uzun bir kol aracılığıyla taşa aktaran büyük bir kuşatma silahıydı. Fırlatılan ağır taşlar esas olarak surları, kuleleri ve diğer savunma yapılarını parçalamak için kullanılıyordu.
1304 Stirling Kalesi Kuşatması
Skeleton 150’nin tarihlendirildiği dönem, İskoç Bağımsızlık Savaşları’nın en çalkantılı yıllarından birine denk geliyor. Stirling Kalesi 1304 yılında İngiltere Kralı I. Edward’ın kuvvetleri tarafından kuşatıldı.
Kale o sırada İngiliz hakimiyetine karşı direnişi sürdüren en önemli İskoç kalelerinden biriydi. İngiliz ordusu surları aşmak için farklı kuşatma silahlarından yararlanırken aylar süren kuşatma, dönemin en kapsamlı kuşatma operasyonlarından birine dönüştü.
Skeleton 150’nin yaklaşık aynı döneme tarihlenmesi ve kale içinde gömülmüş olması, araştırmacıların ölümünü 1304 kuşatmasıyla ilişkilendirmesinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.
War Wolf Orta Çağ’ın En Büyük Trebuchetlerinden Biriydi
Stirling kuşatmasının en ünlü silahı, I. Edward’ın emriyle inşa edilen ve “War Wolf” adıyla bilinen dev trebuchetti. Döneminin en büyük kuşatma makinelerinden biri olan silahın 300 pounddan, yani yaklaşık 136 kilogramdan daha ağır taşları fırlatabildiği aktarılıyor.
War Wolf’un boyutu ve yıkıcı gücü, kuşatmanın tarihsel anlatılarında özel bir yer tutuyor. İskoç garnizonunun silahın tamamlandığını gördükten sonra teslim olmak istediğine, ancak I. Edward’ın yeni makineyi denemeden teslimiyeti kabul etmediğine ilişkin kayıtlar bulunuyor.
Bununla birlikte Skeleton 150’yi öldüren taşın War Wolf tarafından fırlatıldığını gösterecek doğrudan bir kanıt yok. Araştırmacılar adamın bir trebuchet veya benzer büyük bir kuşatma silahının kurbanı olduğunu düşünse de belirli silahın kimliği şimdilik kesinleştirilemiyor.
Orta Çağ Kuşatma Silahlarının İnsan Üzerindeki Etkisi İlk Kez Görülebilir
Trebuchetlerin kaleler ve surlar üzerindeki etkisi tarihsel kaynaklarda ayrıntılı biçimde anlatılıyor. Buna karşılık bu silahların doğrudan vurduğu insanlarda nasıl bir travma oluşturduğunu gösteren arkeolojik kanıtlar son derece sınırlı.
Skeleton 150 bu açıdan sıra dışı bir örnek oluşturuyor. Kafatasından kaburgalara kadar uzanan yoğun kırıklar, surları parçalamak amacıyla tasarlanmış bir kuşatma silahının insan bedenine çarpması halinde ortaya çıkabilecek kuvveti doğrudan gözler önüne seriyor.
Araştırmacılar kırık modelinin modern yüksek hızlı trafik kazaları veya tren çarpmalarında görülen travmalarla benzerlik taşıdığını belirtiyor. Bu karşılaştırma, darbenin taşıdığı enerjinin büyüklüğünü anlamak açısından önemli bir referans sağlıyor.
İlk Arkeolojik Trebuchet Kurbanı Olabilir
University of Bradford’dan biyoarkeolog Jo Buckberry tarafından yürütülen çalışma, Skeleton 150’nin trebuchet kaynaklı travmaya ilişkin bilinen ilk arkeolojik örnek olabileceğini öne sürüyor.
Bulgular 5 Ağustos 2026’da Berlin’de düzenlenen 25. Avrupa Paleopatoloji Toplantısı’nda sunuldu. Araştırma henüz hakem değerlendirmesinden geçmiş bilimsel bir makale olarak yayımlanmadığı için ölüm nedenine ilişkin yorumların mevcut bulgular üzerinden yapılan bilimsel değerlendirmeler olduğu unutulmamalı.
Buna rağmen iskeletin tarihlendirilmesi, Stirling Kalesi’ndeki gömü yeri, kırıkların ölüm anındaki niteliği ve yüksek hızlı tek darbe modeli birlikte değerlendirildiğinde, bir Orta Çağ kuşatma silahının ölümden sorumlu olduğu ihtimali güçlü görünüyor.
Yaklaşık 700 yıl boyunca Stirling Kalesi’nin altında kalan Skeleton 150, böylece Orta Çağ savaşlarının yalnızca kaleler ve ordular üzerindeki değil, bireysel insanlar üzerindeki fiziksel etkisine ilişkin sıra dışı bir arkeolojik kayıt sunuyor.


Bir yanıt yazın